08





yedi saat.

''Bu Gece''

bu adımlar nereye götürür bilmiyorum
bu gece uyumak istemiyorum
olmazdı yatağım kırılmasaydı

bir adım atarken bir taksi durur
iki adım atarken korna sesleri
üçüncü adım güle güle demeye mecbursun
dünyanın hakimisin o sürede

''Adam''

My favorite children's book is about a little prince who came to Earth from a distant asteroid. He meets a pilot whose plane has crashed in a desert. The little prince teaches the pilot many things, but mainly about love. My father always told me I was like the little prince. But after I met Adam,  I realized I was the pilot all along.


-i can see that you're upset but i don't know what to do.
-i'd like you to give me a hug.

''Bir''

sebebin yok
çözümün yok

''Yaşamdan Uyanmak''

gittiğimiz yerler kuşatma altında
küçük bir açık bekliyor herkes bu kabustan uyanmak için
güneş tekrar tekrar batıyor buralarda
insanlar detaylarda kayboluyor
ödül verilmiyor sanki
doğal bir durum olmuş artık başarabilir miyim diye sormak
günahlar ve sevaplar karışmış birbirine

geç artık bunları

kalbiniz zehirlenmiş
tedaviyi biliyorum
geçmişte yaşarsan hiçbir zaman emin olamazsın
insanlar kalabalıkta kayboluyor
oyunlar oynamaya zamanları olunca
sesli oynuyorlar

aş artık bunları

nefes almaya zamanın olsun biraz
nereye bakacağını bilmelisin her zaman
son verebilirsin bile bu düşüncelere

eve gelirken tek olmayacağım.her gün biriktiriyorum.çok yoruluyorum.az zaman kaldı.sizi çok seven çocuğunuzdan.

''Kaldırımlar, Taban-Altı Varlıklar''

ben anlayamadım
bu kaldırımlar, bu taban-altı varlıklar anlatıyor sadece sanırım
teki aradığımı
bildiğimi aradığımı
bazen aradığımı bulamadığımı
cevabını bildiğimi
cesaretimin olmadığını
bazen  hiçbir şeyimin olmadığını
cevabını gereksiz yerlerde aradığımı
kendimi ve karşımdakini kırdığımı
gereksiz heyecanlar aldığımı
gereksiz heyecanlar verdiğimi
ezilmişlerin şarkısını sende dinlediklerimi
kararların bozulduğu
yeni kararların verildiği
her şey bu yollarda
bu kaldırımlarda
bu taban-altı varlıklarda

''Adada Kaldı Bir Yanım''

Kendi şehrim, kendi adam gibi benimsedim. Gördüğümüz her ada sakiniyle konuşacağız kuralına tamamen uymasak da imkan dahilinde yapabildiğimizi yaptık, konuştuğum her insanı kendi komşum kendi bakkalım gibi sevdim ve saydım. Araba sesinin olmadığı, sadece kuş ve vapur seslerinin olduğu bu yeri pek bir sevdim. Kendi yazlığımdaki gibi az ama öz insanların olduğu herkesin birbirini az çok tanıdığı, birbirlerini her gördüğünde birkaç dakika konuşmak zorundaymış gibi hissettiği ve hissettirdiği insanların bulunduğu Heybeli, sana aşık oldum sanırım. Dönüş ne kadar zordu benim için. O banklardan kalkmak istemedim, o odadan ayrılmak istemedim, o terasta zaman dursun istedim. ''şehre varmak istemedim.'' Metropole, medeniyete isyanımı her an dile getirdim. Hala da aynıyım sanırım. Okul başlıyor, medeniyetin gerektirdiği gibi toplu taşıma araçlarını kullanmaya başladım, bilgisayarımı açtım ve sanırım mutsuzum. O ayyaş bakkal, sabah akşam arka odada rakısını yudumlayan amcam beni çırak olarak alsa keşke, kahvaltı menülerini bütün sıcaklığıyla bizle paylaşan, ayaküstü hayat hikayesini anlatan teyzem garson olarak iş verse keşke, son gün ayrılırken öldüğünü öğrendiğim iki ada sakininin yerine bizi alsalar keşke. İlkokuldan beri orada yaşayan insanlardan olsam keşke.

eve gelmişim.

öğrenci olduğunu eve geldiğinde daha çok anlamanın garipliği, gece dolabı açıp da ''anaaa yiyecek var'' tepkimi verişim, kahvaltıyı kahveyle yaptığım anları daha ilk kahvaltıda koca bir salatayla unutmam, 2 hafta boyunca şipşak yemeklere, kirlenen kıyafetleri yıkama,yıkatma derdine son. her pazartesi hesabıma yatırılacağını bildiğim harçlığım olmadan ''anne para versene dışarı çıkcam'' demek ne değişik gelmekte. daha ben alışaduruyim bu yeni düzene midemin boş durmadığı evdeki ilk günde böylece bitsin. keşke babam da olsaydı ama.

before sunrise.


"Daydream delusion
Limousine eyelash
Oh, baby, with your pretty face
Drop a tear in my wine glass
Look at those big eyes
See what you mean to me
Sweetcakes and milk shakes
I am a delusion angel
I'm a fantasy parade
I want you to know what I think
Don't want you to guess anymore
You have no idea where I came from
we have no idea where we're going
Lodged in life
Like branches in the river
Flowing downstream
Caught in the current
I carry you
You'll carry me
That's how it could be
Don't you know me?
Don't you know me by now?"