O Adamlar.

Sadece iki satır arasında bulabiliyorsa cümlelerin anlamlarını
Her gün başka bir insanla yer değiştiriyorsa sabah uyanır uyanmaz
Bir devrimi içinde ne kadar daha saklayabilir ki

Yerlerini terkeden adamların isimlerini hatırlamaya çalış
Umutsuzca yerlerini tekrar bulmaya başlarken hatırla
Bu hikaye o umutsuz adamlar için yazıldı sadece
Gidecek ne kadar yolu olduğunu bilmeden yola devam eden adamlar için
Bildiklerini, öğrendiklerini, öğreneceklerini sırtına alıp yola koyulan adamlar için

Her gün başka bir yere göçen adamların çok yolu vardır
Vücudunda ve beyninde bir düzen, bir dizayn yoktur bu adamların
İkisi de çakışınca anlıcaklardır isterlerse o zaman bir devrimin gerektiğini

Kötü işaretlerden bıkarlar zamanla
İnsanların fikirlerini değiştirmesini beklemektense kendileri değişen olurlar
Diğer adamlar, diğer kadınlar için değil ama
Sadece kendileri içindir bu değişim

Bağırmadan terkederler evlerini ve rahatlayacakları o yeri bulasıya kadar da dönmezler bir daha

Rutin ve Tahmin Edilebilir.

Aylar geçmiş üzerinden. Bir ayrılmışım, bir tekrar barışmışım. Sonra yine ayrılmışım bu sefer son demişim. Sonra tekrardan geri dönüp onsuz yapamayacağımı söylemişim. Bir nefret etmişim, bir evime, odama, yatağıma seninle geri dönmüşüm. Geçen ayların özetini ilişkimin iniş çıkışlarını ele vermekle geçirmeyeceğim. Yeni bir eve taşınmamızın heyecanı yeni yeni bitmeye başlamışken, artık başka bir ''ev arkadaşı'' ile yaşamaya başlamışken şımarıklık yapmadan, gereksiz yere drama gerek bırakmadan, Gülnur'un hayatımda görebileceğim en iyi, hatta gereğinden fazla iyi bir ev arkadaşı olduğunu söyleyerek bitiriyorum. Çok yaşa, Gülnur.
Sınavlarım başlamadan bitti. Nasıl geçtiğimi anlamamama rağmen ''bağzı'' hocaların anlatılmaz iyilikleri sayesinde kendi hazırladıkları sahte sınavlara girerken ''Sizinle gurur duyuyorum çocuklar'' deyip sınava giren iki üç kişiye sarılırken anlamıştım zaten son bir iki aydır doğru şeyleri yaptığımın.
Apolitik, anti-siyasal şu hayatıma sığdırdığım şu son bir iki ay yeter de artar bile zaten. Türkiye'den gitmek için sabırsızlık duymaya başladım. Sanırım aklıma gelen ilk şansta, elime geçen ilk fırsatta Serkan'ın bavuluna da kendimi sokarak kaçma planlarıma hazırlık verebilirim bundan sonra.
Sloganları atarken, parklarda uzanırken, konuşurken özgürce sevgilimi öpebildiğim, elini tutup gülerek ve hissederek yaşayabildiğim bir yer istiyorum hayatımda. Acaba bize baktı mı, acaba rahatsız ediyor muyum diye düşünerek ben bile kendimi geri çekiyorken çoğu insan bu kadar sıkışmışlığın bu kadar baskının içinde nasıl yaşıyor çok merak ediyorum.
Kendi evimde, kendi okulumda, kendi çevremde olan rahatlığımı tüm dünyaya da göstermek istemek kadar zararsız bir istekte bulunmak hiç de bencilce değil bence di mi? Değil mi? ((Şimdi ilişkiyi geçtim, direnişten bahsettim, onur yürüyüşünden de yazsam tam olacak bu yazı sanırım..))
Son olarak, etrafımdaki herkes tarafından kuşatılmış şu malum konudan bahsetmeye başlayabilirim. İlişki değil, aile stresi değil, okul stresi değil. Çok yanlış yerlerde arıyoruz bazen sorunları. En büyük sorunlarımdan biri tabii ki benim de para. Para olmadan gerçekten mutluluğun olmayacağını bir yıl boyunca her gün en acı şekilde deneyimleyerek oğrenmeme rağmen hala buna bir çare bulamamam çok acı. İnsanlar staj yapıyorlar, insanlar orda burda işlere başlıyorlar. İnsanlar birsürü şey yapıyorlar para kazanmak için. Son iki haftadır ben de birsürü şey yapıyorum aslında. Bunların içinde para bulmak için yapılacak pek birşey yok ama. Sorun da bu zaten. Bir staj görüşmesine bile çağırılmıyacak kadar deneyimsiz değilim. Ağzım iyi laf yapıyor gerektiğinde. Aptal fln da değilim ki bence zekam övünülecek bir seviyede. Bendeki problem nedir diye düşünmeye başladığımda bugüne kadar yaptığım seçimlerin hepsinin hatalı olduğu önüme çıkıyor.
Para almadan sadece zevk için, iki güne bir sevişecek iyi birileri çıkıyor diye devam ettiğim, o uğurda okulumu uzattığım, çok iyi bir ilişkiyi kaybettiğim asistanlık işim. Özgüvenden, fazlaca kibirden ve gururdan kaybettiğim çok iyi para kazandıran işleri hiçe saydığım yılları geri getiremem tabii ki ama o zamanki hatalarım ve seçimlerim şu anda bu durumda olmamın en büyük etkenlerinden.
İtiraflar dizisine dönmeden bu yazı bir sigara alıp yakmaya başlamak en iyisi şu anda.
Çok sikimdesin, herkesin sikindesin ah para.

Daha Yüksek Sesle.

Bir mumu üflerken kaç dilek tutabilirsin?
Peki dua ederken kaç isteğinin gerçekleşmesini isteyebilirsin?
Sadece parmaklarınla kaç tane gözyaşı damlası sayabilirsin?
Zayıflamaya çalışırken kaç tane daha diyet yapabilirsin?

Sakin ol, aşırı tepki gösterme
Sonra pişman olmaktansa önceden bitmesi daha iyidir
Biraz zaman ver, tekrar düşünürsün
Kaç kere duydun bunları insanlar seni yatıştırırken?

Bunları yazan biri olarak bildiklerim arasında kalbimin hala attığı aslında
Yüzleştiğim tek kişiyle uğruna bunları yazdığım aynı kişi olması
Çünkü tek ilaç tepkimi göstermek ve ardından eve koşarak geri dönmek

En son ne zaman gerçekten dürüst olabildin?
En son kurduğun cümlenin içinde kaç tane yalan vardı?
Sözlerini tutmadığın için, diğerlerini dinlemediğin için kötü hissediyor musun?
En son ne zaman pişman oldun ayrılmak istediğin için?

Sakin ol, aşırı tepki gösterme
Sonra pişman olmaktansa önceden bitmesi daha iyidir
Biraz zaman ver, tekrar düşünürsün
Bu duydukların yüzünden kendi kendine zarar vermene gerek var mı?

Kalbim hala atıyor benim
Eve girdiğimde hala gülüyorum ben
İlk başladığım yere dönüyorum ben
Dinlemediklerim sayesinde

Mesela.

En tehlikeli kelime,cümle ''Boşver.'' sanırım aslında.

Söylemeyi Öğrenmem Gereken Bir Cümle Daha.

2013'ün ilk girdisini de böyle depresif şeylerle yapacağımı düşünmezdim tabii ki ama;
''Düşündüklerimiz aynı değildi. İlişkiye verdiğimiz değerler, ilişkiyi hayatımızda koyduğumuz yerler aynı değildi. Biz ayrıldık.''

Sadece Bir Ödev Aslında.

Kendi güvenli çevremden çıkıp, kendi önyargılarımı aşmak için yaptığın bir girişimi anlattığım ve bu sırada önyargılarımın ne kadar da yanlış olduğunu öğrendiğim konulu bir ödevin çok kolay olabileceğini düşünmüştüm. Son üç gündür kendisiyle uğraşıyorum ve içinden çıkmış değilim. Şu son senedir aştığımı sandığım her korkumla yüzleşmek zorunda kaldım. Önyargılarım olduğu için uzak durmak istediğim her bireyle konuşmak zorunda kaldım. Sonucunnda da öğrendiğim pek bir şey yoktu aslında. Hala önyargılarım yerinde duruyor, hala korkularım yerinde duruyor. Bu kadar mı değişmez değerlerim varmış? Bu kadar mı güçlü önyargılarım varmış?

Kısa Cümleler ve Uzun İlişkiler.

"Hayatım yatıyorum ben iyi çalışmalar sana. Sabah uyandır yatmadan beni erkenden derse gitmem lazım."

Mesela.

Çok uzak kalmışım bloggerdan. Yıllardır kullandığım bu sayfayı twittera akıllı telefonlara kaptırıp geçiştirmişim sadece. Uzun zaman önce değiştirdiğim mail adresini bile eklememişim buraya. Zor olacak yeniden takip etmek insanları, sürekli yazılarını, deneyimlerini merak ettiğim insanları bulmak ama yarıyıl tatili de geliyor en azından yapacak bir işim çıktı benim de. Neyse deyip kapatıyorum şimdi burayı daha kaçbin sayfalık ödevim var.

Mesela.

İçinde sıkışan o cümlelerde bulmak gerekirken cevabı bir sigara daha içip şarkıyı bir kez daha başa sarmak daha kolay geliyor aslında.

On Beş Yaşında Bir Ablam var Benim.

Benim bir tane ablam var; 15 yaşından sonra sadece erkekler kendisine bakmış;15 yaşından sonra sadece eve uyumak için gelmiş. Geri kalan zamanlarda ise sadece erkekler olmuş etrafında; kendisine aşık erkekler, kendisine hayran erkekler, hayatı öğrenmiş ama hayatı öğretmeye hevesli olmayan erkekler.
Benim bir tane ablam var; bu erkeklerin biriyle 20 yaşında evlenmiş, 22 yaşında çocuk sahibi olmuş, 23 yaşında bu hayatı istemediğini farkedip başka erkekler bulup hayatındaki erkeği aldatmaya başlamış.
Benim bir tane ablam var; 30 yaşında boşanmış, daha atm nin bile ne olduğunu öğrenemeden, faturanın bile nasıl yatıralacağını bilemeden hayata atılmaya çalışan.
Benim bir tane ablam var; hayatımda görebileceğim en sıcak insan, hayatımda görebileceğim en sosyal en girişken insan.
Benim bir tane ablam var; 30 yaşında olmasına rağmen hala 15 yaşında kendisi.